Seçime çok az bir süre kaldı. Bu kritik seçime doğru ilerlerken seçmenlerin bilgi kaynaklarına baktığımızda üç önemli toplumsal gerçekle karşılaşıyoruz.
Birincisi, Türkiye’de seçmenler siyasi gelişmeleri kendi politik görüşlerine yakın olan televizyon kanalları ve sosyal medya platformlarındaki hesaplar üzerinden takip ediyor.
Metropol illerinde yaşayan seçmenlerin dörtte üçü siyasi düşüncelerine yakın televizyon kanallarını ve üçte ikisi de yine kendi politik görüşlerine yakın olan gazetecilerin / fikir önderlerinin sosyal medya yayınlarını takip ediyor (1).
Yıllardır yankı odaları olarak tarif ettiğimiz bu gerçeklik bu seçimde de kendisini gösteriyor. Yankı odaları sadece bize özgü bir durum olarak algılanmasın, bu artık tüm dünyaya ait bir gerçeklik. Özellikle sosyal medya platformları bu yankı odalarının büyümesine ve etki gücünü arttırmasına olanak sağlıyor. ABD, İngiltere, Macaristan ve Brezilya gibi ülkelerde gerçekleştirilen son seçimlerde yankı odalarının ya da sosyal medya platformlarının algoritmaları vasıtası ile bu odaların şekillendirilmesindeki etkileri üzerine çok konuşuldu, çok yazıldı. Hakikat Sonrası Gerçekliğin dünyadaki sembol ülkelerinden biri olan Türkiye de yankı odaları olgusunu derinden tecrübe ediyor.
Bu seçim vasıtası ile seçmenlerin bilgi kaynakları ile ilgili olarak karşı karşıya olduğumuz ikinci gerçeklik seçmenlerin en önemli bilgi kaynağının hala televizyon olması.
Bugün metropol illerinde yaşayan seçmenlerin beşte dördü siyasi gelişmeleri televizyon ekranlarından izliyor. Siz “televizyon öldü, yaşasın sosyal medya” naralarına hiç bakmayın. Televizyon ölmedi. Seçmen hala televizyon izliyor. Seçim döneminden bağımsız olarak Türkiye hala televizyon ekranı başında saatlerini geçiriyor. Ülkemiz dünyada en uzun televizyon yayını izleyen ülkelerin başında geliyor, değişen sadece nasıl televizyon izlediğimiz. Televizyon ekranı başında geçen saatlere, uzun saatler harcadığımız sosyal medya paltformlarını ekledik. Hayatımız ekran başında geçiyor.
Seçmenlerin siyasi gelişmeleri takip ederken inandıkları üçüncü bir gerçeklik de özgür basın / özgür sosyal medya konusunda düğümleniyor.
Metropollü seçmenlerin yüzde 70’i ülkemizde özgür basın olmadığına inanıyor ve yaklaşık üçte ikisi de kişisel görüşlerini sosyal medya platformlarında paylaşmaktan bazen ya da her zaman endişe ediyor.
Gerçekleştirdiğimiz birçok araştırmada da gözlemlediğimiz gibi, özgürlük, genç ve yetişkin seçmenlerin en çok özlem duydukları ve hemen her alandaki seçimlerini etkileyen önemli bir faktör olarak günlük hayatımıza damga vuruyor. Bu nedenle, toplumda yükselen özgürlük talebinin seçimlere de damga vuracağını öngörmenin iddialı bir cümle olmadığına inanıyorum.
(1) Sia Insight tarafından Marketing Türkiye dergisi için gerçekleştirilen Seçim Öncesi Siyasi İletişim Araştırması (Mart 2023). Araştırma üç büyük ilde yaşayan 18-45 yaş grubu 400 tüketici ile 15 – 17 Mart 2023 tarihleri arasında online bilgi toplama yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
Nisan 2023’te yayınlanmıştır.