Türkiye’de yakın zamanda yapılan araştırmaların hepsinde ekonomi kökenli sorunlar ilk sırayı teşkil ediyor. Adına ister hayat pahalılığı ya da zamlar deyin veya konuyu enflasyon kavramı etrafında tanımlayın, hiç fark etmez, hemen herkesin bir numaralı sorununun ekonomi olduğu görülüyor.

Bu sorunu, dönem dönem sıralama ve ağırlıkları değişse de, mülteciler, eğitim ile ilgili sorunlar, hukuk ve adalet sistemi izliyor.

İkinci sıradaki bu sorunlar demeti içindeki adaletsizlik, hukuksuzluk ve kadın cinayetleri dahil olmak üzere toplumda artan şiddet olaylarını bir bütün olarak ele aldığımızda, bu konular günlük hayatımıza en çok damga vuran konuların başında geliyor.

Üstelik  adalet ve hukuk sistemi bugün toplumun yüzde 28’i tarafından ülkenin en önemli sorunu olarak görülüyor ve ikinci sıraya yerleşmiş bulunuyor. Adalet ve hukuk sistemini bir sorun olarak görenlerin oranı bundan iki sene önce yüzde 9, bir sene önce yüzde 16 ve bu sene başında da yüzde 11 olarak kayıtlara geçmişti.

Adalet ve hukuk sisteminin ülkenin en önemli sorunları arasında hızlı bir ivme ile listenin ilk sıralarına doğru ilerlemesinin kuşkusuz ki birçok nedeni var ve bu nedenler birbirini besleyen nedenler.

Sistemin çöküşünü hızlandıran nedenlerin başında artan ekonomik eşitsizlik, gelir dağılımındaki dengesizlikler ve yoksulluğun derinleşmesi ve yaygınlaşması geliyor.

Resmi ekonomik göstergeler dahil olmak üzere, birçok kaynak tarafından açıklanan veriler Türkiye’nin sergilediği ekonomik büyüme performansına rağmen elde edilen milli gelirin paylaşımında bir adaletsizlik olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Geniş bir zaman aralığında işgücü ödemeleri ile sermayenin milli gelirden aldığı payı izlediğimizde aralarındaki dengenin ciddi ölçüde bozulduğunu çıplak gözle görebiliyoruz.

Bunun yanı sıra, Türkiye tüm OECD ülkeleri arasında gelir dağılımı eşitsizliğinin en yaygın olduğu dördüncü ülke konumunda bulunuyor. Ülkede en yüksek gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay yüzde 48,7 iken, en düşük gelir grubunun aldığı pay yüzde 6,1.

TÜRK-İŞ, geçtiğimiz ayın açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarını 19.830 TL ve 64.595 TL olarak açıkladı. Bugün itibarıyla açlık sınırı ile asgari ücret arasındaki makas yaklaşık 3.000 lira. SGK verilerine göre tüm çalışanların yüzde 42’si ve DİSK-AR’a göre de özel sektör çalışanlarının yaklaşık yüzde 70’i asgari ücret seviyesinde gelire sahip bulunuyor.

Açlık ya da yoksulluk sınırı altında yaşayan ailelerin oranı gitgide toplumda daha geniş bir pay kaplıyor; büyürken ekonomik adaletsizlik yaygınlaşıyor ve yoksullaşıyoruz.

Toplumdaki adalet ve hukuk sistemi ile ilgili olumsuz değerlendirmeleri besleyen bir diğer önemli kaynak da eşitlik duygusunun aslında hayatın hemen her alanında zedelenmesi.

Bugün toplumda sadece ekonomik anlamda değil, en başta eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim, iş olanakları, iş dünyası çevresinde şekillenen çeşitli fırsatlara erişim konularında yaşanan sorunlar nedeniyle vatandaşların eşitlik duygusu zedelendi.

Üstelik hukuk ve adalet önündeki eşitlik ilkesi de çöktü. Bu çöküşle beraber normsuzluk egemen kural haline dönüştü. Kuralsızlık, kanunsuzluk ve cezasızlık günlük hayatımıza damga vurdu, toplumsal yapının belirleyicisi olmaya başladı.

Eşitliğin olmadığı, adalet duygusunun zedelendiği ve normsuzluğun egemen hale geldiği  toplumlarda en sık karşılaşılan duygular hayal kırıklığı, öfke ve çaresizlik oluyor. Türkiye son yıllarda tam anlamıyla bu duyguların pençesinde.

Bugün toplumun ezici çoğunluğu geleceğine dair kayıtsız; karamsarlığı bile aştı, gelecekte umut ışığı görmüyor.

Egemen duygumuz öfke. Kendimize ve çevremizdeki herkese ve her şeye karşı öfke besliyoruz.

Bu öfkenin şiddeti beslediğini ve yaygınlaştırdığını söylemeye gerek yok. Şiddet hayatın her alanında; evde ve sokakta.

Şiddetin en büyük mağdurları da kadınlar, çocuklar ve hayvanlar.

Türkiye, Avrupa ve OECD ülkeleri arasında erkeklerden fiziksel ve cinsel şiddet gören kadınların en yüksek orana sahip olduğu ülke. Bu ülkede 2023 yılında 315 kadın cinayeti işlendi, bu yılın ilk dokuz ayındaki cinayet sayısı 295’e ulaştı. Sadece Eylül ayında 34 kadın cinayeti işlendi, 20 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulundu.

Son iki yılda 130’dan fazla çocuk ev içi şiddet sonucunda cinayete kurban gitti.

Ayrıca, kadınların ve çocukların ne kadar yaygın bir şekilde cinsel tacize uğradığı devlet istatistiklerine yansımış durumda. Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre, 2015 – 2023 yılları arasında çocukların cinsel istismarına yönelik olarak açılan dosya sayısı yüzde 94 arttı. 2023 yılında açılan dosya sayısı 40.000’den fazla.

Sokak hayvanlarını hedef alan yasanın onaylanmasından sonra sokak hayvanlarının uğradığı şiddet günlük haberlerin sıradan bir parçasına dönüştü.

Toplum olarak korkunç bir sarmala hapsolmuş durumdayız. Hiç ama hiç iyi değiliz.

Kaynak: Sia Insight Ekonomik Gündem Araştırması (Eylül 2024) Türkiye’nin 3 büyük ilinde yaşayan 18-65 yaş arası 415 tüketicinin katılımıyla  06 – 16 Eylül 2024 tarihlerinde bilgisayar destekli telefon görüşmesi yönetimiyle gerçekleştirilmiştir.

 

17 Ekim 2024 günü yayınlanmıştır.

 

Share This