Türkiye’nin dünyada en yüksek enflasyon oranına sahip ülkeler arasında yer aldığını hepimiz biliyoruz. Ağustos ayında yüzde 31.5 olarak açıklanan yıllık enflasyon oranı Eylül ayında yüzde 29.73 olarak kaydedildi. Bu rakamlar 2026 yılı içinde gördüğümüz en düşük değerler; Mayıs ayında enflasyon yüzde 33’e yükselmişti.

Biz yüzde 30 bandında seyreden bir enflasyona mahkûm olmuşken, OECD ülkelerinde yıllık tüketici enflasyonu Ağustos ayında yüzde 4.3 ve AB ülkelerinde de Eylül ayında yüzde 3.8 olarak açıklandı. Bu oranların söz konusu ülkeler açısından yüksek kabul edildiğinin altını çizmek gerekiyor.

Resmî beklenti, 2026 yılının yaklaşık yüzde 28’lik bir enflasyonla tamamlanması. Merkez Bankası tarafından gerçekleştirilen Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre ise 2026 yılını yüzde 30 oranında bir tüketici enflasyonuyla kapatacağız. Her ne kadar 2027 yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 21 olarak açıklanmış olsa da toplumun yüzde 60’ından fazlası önümüzdeki on iki ay içinde enflasyonun yükseleceğini düşünüyor ve yüzde 30’u da mevcut enflasyon oranının değişmeden aynı kalacağına inanıyor. Dolayısıyla toplum olarak enflasyonun düşeceğine dair inancımız oldukça zayıf.

Türkiye, yıllık enflasyon oranı açısından dünyada beşinci sırada yer alsa da gıda ve enerji enflasyonunda tüm OECD ülkelerinin önünde bulunuyor.

Ağustos ayı verilerine göre gıda enflasyonunda OECD ortalaması yüzde 2.8 iken, bu oran Türkiye’de yüzde 33.8; enerji enflasyonunda OECD ortalaması yüzde 13.6 iken, bu oran Türkiye’de yüzde 40.2.

Rakamların da net biçimde gösterdiği gibi enerji enflasyonu tüm dünya için günümüzde oldukça büyük bir sorun. Güncel veriler, geçtiğimiz ay OECD ülkelerinde de enerji enflasyonunun belirgin biçimde yükseldiğine işaret ediyor.

Genel olarak değerlendirildiğinde enerji enflasyonunu sadece makroekonomik bir gösterge olarak değil, aslında hanehalkı refahını, tüketim kalıplarını ve sosyal eşitsizlikleri doğrudan etkileyen somut bir toplumsal sorun olarak ele almak gerekiyor.

TÜİK tarafından açıklanan 2025 Hanehalkı Tüketim Harcaması verilerine göre, ülkemizdeki en önemli harcama kalemi yüzde 29 ile konut ve kira harcamaları alanında gerçekleşiyor. Bunu yüzde 21 ile ulaştırma ve yüzde 17 ile gıda ve alkolsüz içecek harcamaları takip ediyor.

Bugünkü ana konumuz olan enerji harcamaları da konut harcamalarının önemli bileşenlerinden biri.

Ekonomik modellemelere göre, Türkiye’de ortalama hanehalkı gelirinin yüzde 7.5 ile yüzde 9 arasındaki bölümü doğrudan enerji faturalarına (elektrik, doğalgaz vb.) gidiyor. Bu bant aslında bu harcama kaleminin eğitim, sağlık gibi bazı temel harcamaların oldukça üzerinde yer aldığını ve aile bütçesi içinde önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor.

Üstelik en yüksek ve en düşük yüzde 20’lik gelir grupları açısından baktığımızda tablo daha da çarpıcı hâle geliyor. Gelirden en düşük pay alan yüzde 20’lik kesimde enerji giderleri toplam harcamaların yüzde 10 ile 12’sini oluştururken, gelirden en yüksek pay alan yüzde 20’lik kesimde bu oran yüzde 5 ile 6 arasında kalıyor. Görüldüğü gibi enerji giderleri, düşük gelirli hanelerin bütçesi üzerinde yüksek gelirli hanelere kıyasla en az iki kat daha ağır bir yük oluşturuyor.

Uluslararası literatüre göre, hane gelirinin yüzde 10’undan fazlasının ısınma ya da başka amaçlarla enerji ihtiyacına ayrılması enerji yoksulluğunun en önemli göstergelerinden biri olarak tanımlanıyor.

TÜİK tarafından yayımlanan veriler ülkemizdeki enerji yoksulluğunu net bir şekilde gösteriyor. TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması verilerine göre, nüfusun yaklaşık üçte biri izolasyon sorunundan dolayı ve beşte biri de ekonomik nedenlerle evin ısınma ihtiyacını karşılayamıyor.  AB’de bu oran 2025 yılında yüzde 8,8 olarak ölçülmüştür.

Sia Insight tarafından üç büyük ilde Eylül-Ekim aylarında gerçekleştirilen bir araştırmaya göre de hanelerin yüzde 39’u önümüzdeki aylarda elektrik ve su, yüzde 33’ü ise doğal gaz ve ısınma harcamalarını kısmayı planlıyor. Bugünkü faturalar dikkate alındığında, metropol illerinde yaşayan hanelerin yüzde 53’ü aylık elektrik faturalarını, yüzde 41’i ise doğal gaz vb. faturalarını ödemekte zorlanıyor.

Önümüz kış. Bazılarımız için doğal gaz ve bazılarımız için de elektrik faturaları kaçınılmaz olarak günlük sohbetlerimizde daha çok yer kaplayacak.

Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun.

 

29 Ekim 2026’da yayınlanmıştır.

Share This