Yılın son günlerindeyiz, dört gün sonra yeni bir yıla merhaba diyeceğiz.
Son yıllarda toplumca neşemizi kaybettiğimiz için yılbaşı ve yılbaşı kutlamaları artık bizi çok fazla heyecanlandırmıyor. Yeni bir yılın gelişini herhangi sıradan bir gün gibi geçiştireceğiz. Üstüne üstlük bu sene yeni yılı matem havasında karşılıyoruz.
Columbia Üniversitesi’ne bağlı Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın birçok akademik kurumun sağladığı destek sonucunda yayınladığı 2023 Dünya Mutluluk Raporu sonuçlarına göre, Türkiye mutluluk endeksi açısından 137 ülke arasında 106. sırada bulunuyor. İşin daha da vahim tarafı, Türkiye bu endekse ilk girdiği yıl olan 2012’de 77. sırada yer alıyordu. Aradan geçen kısa sürede çok ciddi bir irtifa kaybı yaşadık.
Ortalama yaşam süresi, kişi başına düşen gelir, özgürlük, sosyal destekler gibi çeşitli değişkenlerden yola çıkarak hazırlanan Mutluluk Raporu’na göre, Türkiye’nin son yıllarda hızlıca mutsuz bir topluma dönüşmesinin nedenleri yaşanan ekonomik kriz, ülkedeki siyasi gelişmeler, geleceğe dair duyulan belirsizlik, komşu ülkelerde yaşanan savaşlar ve gerilimler olarak sıralanmış bulunuyor.
Her ne kadar yeni yılı toplumca büyük bir heyecan ve coşku ile kutlamasak da yeni yıl bize en azından geçip giden bir senenin muhasebesini yapma şansını sunuyor.
Geriye dönüp baktığımda, üç önemli olayın 2023 yılına damga vurduğunu görüyorum.
Herhangi bir sıralama kıstasından bağımsız olarak, yıla damga vuran ilk olay, 2018 yılından bu yana derinleşerek yaşadığımız ekonomik kriz ve buna bağlı olarak yaygınlaşan yoksulluk ve yoksunluk oldu.
2023’ün ikinci büyük olayı Mayıs’ta gerçekleştirilen Genel Seçimler ve özellikle iki turlu Cumhurbaşkanlığı Seçimleri olarak kayıtlara geçti.
Yılın üçüncü ve en sarsıcı olayı ise Şubat ayında yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli on şehri birden etkileyen, cumhuriyet tarihinin ikinci büyük depremi oldu. Deprem sonucunda on binlerce kayıp verdik, şehirler yerle bir oldu, on binlerce insan yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kaldı. Depremin ilk günlerine dair görüntüler hepimizin zihninde tazeliğini koruyor.
Her üç olay hem kendi başına hem de birbiriyle yarattığı etkileşim nedeniyle tüm bir yılı üzgün, kızgın, kaygılı, endişeli ve çaresiz geçirmemize neden oldu. Tüm bu hislerin bileşkesi de kendisini öfke olarak yansıtıyor.
Bana soracak olursanız, yılın en temel duygusu da bu: Öfke.
Ülkedeki gençler de öfkeli, yetişkinler de; erkekler de öfkeli, kadınlar da; zengini de öfkeli, yoksulu da; hepimiz burnumuzdan soluyoruz.
Ülkede hukuk ve adalet gibi sosyal kurumlar işlevselliğini yitirdikçe, öfke, toplumun her noktasında kendini şiddet olarak gösteriyor. Öfke – saldırganlık – şiddet sarmalına toplumca kapılmış bulunuyoruz.
2023 yılı ihtiyaçlar hiyerarşisinde bir anda kendimizi en temel ihtiyaçların ilk basamağında bulduğumuz, bu ihtiyaçları bile karşılamakta zorluk çektiğimiz bir yıl olarak tarihe geçti.
Bugün toplumun geniş bir kesimi sağlıklı beslenme ve barınma gibi en temel insani ihtiyaçlarını karşılama konusunda son derece ciddi sorunlar yaşıyor. Son iki yılda yüzbinlerce gencin eğitim hayatından koptuğunu biliyoruz. Binlerce insan hâlâ deprem bölgesinde temiz su ve tuvalet gibi ihtiyaçlardan yoksun bir şekilde hayatını sürdürüyor.
OECD’nin gıda enflasyonu ve kiralık konut fiyat endeksi verilerine göre, lider ülke konumundayız. Kış aylarının gelmesiyle, ısınma, aydınlanma gibi giderlerini karşılamakta zorlanan tüketicilerin oranı toplumda ciddi bir şekilde yükseliyor.
Tüm bu çalkantılı günler içinde Cumhuriyet’in 100. Yıl kutlamaları toplumda kendisine ancak sınırlı bir yer bulabildi. Bu özel seneye ait herhangi bir imge toplumsal hafızamızda yer etmedi.
2024 yılı Nisan ayından sonra uzun bir süre seçimden uzak bir dönemi yaşayacağız. Türkiye gibi bir ülke için “normal koşullar” demek çok zor, ancak bu tarih sonrasında, artık normal koşullarda yaşayacağımız zorlu bir dönem bizleri bekliyor. Ekonomi yönetimi, kredi kartı kullanımına dair yaptığı yorumlarda, ücret ve gelirlerin gerçekleşen değil de hedeflenen enflasyona göre düzenlenmesi gibi değerlendirmelerinde açık açık bu zorlu döneminin yaklaştığını haber veriyor.
2024, her şeye rağmen beklentilerimizin gerçekleşeceği iyi bir sene olsun. Mutlu Yıllar.
28 Aralık 2023’te yayınlanmıştır.