Yerel Seçimler ve sonuçları üzerine televizyondan, sosyal medyadan ve internet haber sitelerinden onlarca analize maruz kalmışsınızdır bugüne kadar.  Bu yazının önündeki en büyük imtihan da bu. Hâlâ seçim sonucu analizi okumak ve duymak istiyor muyuz, sonuçlar üzerine hâlâ söylenmedik söz kaldı mı?

2024 Seçimleri ile ilgili düşüncemi, bu seçimden zihnime kazınan tek cümlelik sonucu özetlemem gerekirse hiç tereddüt etmeden şunu söylerim: “bu seçim, seçmenin kendi işini kendi gördüğü ve tüm siyasi partilere ders verdiği bir seçim oldu”. Bu cümlenin en çok önemsediğim kısmı da birinci bölümü; seçmenin kendi işini kendisinin görmesi. Seçmen zaten her seçimde ders veriyor.

Şubat sonlarında kaleme aldığım yazımda yerel seçimlerin kampanyalardan uzak, hiçbir sloganın ve hiçbir somut vaadin seçmen zihnine kazınmadığı bir seçim olarak tarihe geçeceğini,  seçmenin siyasi partiler tarafından ciddiye alınmadığı bir seçim olduğunu yazmıştım. Seçim öncesinde tam da bunu  yaşadık.

Kampanya döneminde hiçbir somut vaat ve slogan zihnimizde yer etmedi.

Bu seçimden aklımıza kazınan cümle bile seçim günü kayyum seçmenlere karşı bir seçmenin ağzından döküldü ve sınırlı bir toplumsal grubun sahiplendiği bir duruşun simgesi oldu: “konuş, sen nerelisin!”. Oysa ki, 2019 yerel seçimlerine damga vuran slogan ilk önce bir genç tarafından yüksek sesle dile getirilmiş, ardından  hemen büyük bir seçmen grubu tarafından sahiplenilmiş ve resmi bir kampanya sloganına dönüşmüştü: “her şey çok güzel olacak”.

Peki, böylesi özelliklere sahip bir seçimde seçmen kime ne ders verdi?

2024 Yerel Seçimleri’nin geride bıraktığı derslerden birincisi seçmenlerin seçime katılım oranında yatıyor. Bu dersin en önemli muhatabı da AK Parti.

Son yerel seçimler hariç, 2002 yılından bu yana yapılan on bir genel ve yerel seçimdeki ortalama katılım oranı yüzde 85’in üzerinde bulunuyor. Resmi olmayan sonuçlara göre, 2024 Yerel Seçimleri’ndeki katılım oranı yüzde 78.55 ve bu oran karşılaştığımız en düşük katılım oranı. Bir önceki yerel seçimlere katılım oranı yüzde 84.66 olarak tarihe geçmişti. Bunun yanı sıra, sandığa gidip de oy verenler arasında yüzde 4.6 gibi yüksek bir oranda geçersiz oy bulunuyor.

Seçmenlerin ikinci dersinin muhatabı öncelikle yine AK Parti ve sonra da iktidar ortağı MHP.

4.337.524 kişi artan seçmen sayısıyla gerçekleşen bu seçim ortamında iki partinin geçen sene yapılan genel seçimlerdeki yurtiçi oylara kıyasla toplam oy kaybı 5 milyondan 200 binden fazla.

Seçmen iktidar partilerine özellikle ekonomi politikaları ve bunların sonuçları üzerinden bir ders verirken, müfradata adil gelir ve servet bölüşümü, eşit toplumsal fırsatlar ve özgürlük taleplerini de ekledi. İktidara verilen dersi salt ekonomik nedenler üzerinden okumak son derece yetersiz bir bakış açısı olur. İktidarın mevcut pozisyonunu koruması ve muhalefetin de iktidar talebinin gerçekleşebilmesi için bu derslerin çalışılması gerekiyor. Çünkü bu talepler toplumun sadece bir kesiminin değil, hemen tamamının ortak talebi.

Mart 2024 Seçimleri’nden çıkan üçüncü dersin muhatabı seçimlerin tartışmasız galibi CHP. Bir önceki yerel seçimlere kıyasla sahip olduğu potansiyeli 3 milyon 400 bin oydan ve 2023 Genel Seçimleri’ne göre de 4 milyon oydan fazla arttıran CHP’ye seçmen “sen bir kenarda dur, sen bu işi beceremiyorsun, bırak, ittifakı sandıkta ben kendim kurarım” dedi.

2023 Genel Seçimleri’nin ruhsuz, heyecansız ve odaksız Altılı Masa oluşumu gibi bir yapıya hiç ihtiyaç duymadan, seçmen, önündeki ilk büyük seçenek olan CHP’yi sandıkta yüceltti ve “buyur, işte sana istediğin şans” dedi.

Şüphesiz burada Kürt seçmenlere ve DEM Parti’ye de çok önemli bir rol düştü; bu kez hiç yüksek sesle konuşmadan, sessiz bir anlaşma içinde ve özellikle kritik büyükşehirlerde aday da göstererek (ve iki önemli ismi “kurban etme” pahasına) seçimlerin gidişatını belirlemede yine önemli bir rol üstlendiler. Bu strateji ile oy potansiyelini büyüten ve önemli sayıda belediye başkanlığı kazanan DEM Parti seçimin kazanları arasında yer alıyor.

Üçüncü dersin bir diğer muhatabı da Yeniden Refah Partisi. AK Parti’ye küsen milyonlarca seçmen bu partiyi Türkiye’nin üçüncü büyük partisi yaptı. 2 milyon 900 bine yakın seçmen YRP’ye oy verdi ve partiyi AK Parti’nin gelecekteki en önemli alternatifi olarak ilan etti. Bundan sonra muhafazakar seçmen bu partiyi daha yakından takip edecek, çünkü artık alternatifsiz hissetmiyorlar.

Seçimlerden tüm partilerin payına düşen mutlaka başka dersler de vardır Örneğin, MHP, Zafer Partisi, BBP ve İYİ Parti gibi milliyetçi partilerin tamamına seçmen “milliyetçilik de bir yere kadar, bir durun, bu konudan daha mühim konular var şu an hayatta” dedi. Dolayısıyla, seçim sonuçlarını hemen milliyetçi partilerin hezimeti, daha da önemlisi milliyetçiliğin sonu olarak okumamak gerekiyor. Milliyetçilik bugün hâlâ Türkiye’nin en önemli damarlarından birisi.

Bodrum, Trakya ve Ankara’da olduğu gibi ülkedeki tüm belediye başkanları sokaklarda seçmenleriyle birlikte dans edebildiği ve zaferini özgürce kutlayabildiği gün seçimler gerçek bir demokrasi şölenine dönüşebilir. İstanbul’a gelen bahar Van’a gelmiyorsa, Ankara’daki kutlamaların bir benzeri Şırnak’ta yaşanmıyorsa, Karslılar Antalyalı seçmenler gibi bir zafer kutlayamıyorsa ülkede hüküm süren bir demokrasi şöleninden söz etmek mümkün olamaz.

Demokrasi, bu ülkenin her köşesinin sonuna kadar hakkıdır.

Aksi takdirde Beyoğlu’nun, Giresun’un ve Amasya’nın yıllar sonra yeniden CHP yönetimine geçmiş olması, Türkiye’nin önemli sanayi şehirlerinden bazılarının AKP yönetiminde olması ya da Manisa’nın, Afyon’nun, Kütahya’nın ve Kilis’in ilk kez CHP tarafından yönetilecek olması hiçbir şey ifade etmiyor. Kimseye de bir şey ifade etmemeli. Bu da tüm seçmenlerin bu seçimden alacağı en önemli ders olmalı.

 

04 Nisan 2024’te yazının kısa versiyonu yayınlanmıştır.

Share This