Bugünlerde sadece Türkiye siyasetine değil, tüm dünya siyasetine en çok damga vuran konulardan biri göçmenler. İster ekonomik ister siyasi, ister iklim krizi gibi herkesi etkileyen nedenlerden kaynaklansın, göçmenlik meselesi küresel ölçekte günlük hayatımızın ilk gündem maddelerinden birini oluşturuyor. Bu konunun uzun bir süre gündemde yer alacağı da açık.

Hem Kuzey Amerika’da hem de Batı Avrupa toplumlarında mevcut göçmen nüfusu oldukça önemli bir yer tutuyor. Örneğin, bugün Z kuşağı olarak tanımlanan genç ve genç yetişkinler,  toplumsal çeşitliliğin en belirgin olduğu kuşak olarak karşımıza çıkıyor. Bu kuşağın yarısı farklı etnik ya da ırksal kökenlerden geliyor (1).

Bunun da ötesinde, özellikle yaşlanan Avrupa, hem mevcut ekonominin çarklarını döndürmek hem de nüfusunu yenilemek için yeni göçmenlere ihtiyaç duyuyor.

Ayrıca, Avrupa hâlâ yeni göçmen adayları için önemli bir cazibe merkezi. Bu kıtaya ulaşmaya çalışan Afrikalı, Asyalı ya da Orta Doğulu göçmenlerin karşılaştıkları trajedileri hemen her gün okuyoruz.

Göçmenler, hem ihtiyaç duyulan hem de istenmeyen bir nüfus grubu olarak görülüyor. Göçmen talep eden ülkeler, kendi ihtiyaçları doğrultusunda seçici politikalarla yeni göçmenlere yeşil ışık yakıyorlar.

En son ABD ve Almanya seçimlerinde de gördüğümüz gibi yeni bir demokrasi anlayışı Batı toplumlarını şekillendiriyor. Bu genel tablo içinde, göçmenlik meselesi rekabetçi otoriter demokrasilerin doğuşundaki ve güç kazanmasındaki en önemli toplumsal nedenlerden biri. Göçmen karşıtı olmak ya da göçmenlere kucak açmak, siyasi partilerin seçmenler nezdindeki tercihini belirleyen en önemli unsurlardan biri.

Göçmenlik konusu ülkemizdeki gençlerin de hayatını ve düşünce yapısını derinden etkiliyor ve şekillendiriyor.

 

Türkiye’de Genç Olmak

Ülkemiz nüfusunun yaklaşık yüzde 15’ini oluşturan 15 – 24 yaş grubu gençler ilk bakışta Türkiye’de yaşamaktan memnun görünüyorlar (2).

2024 yılında Sia Insight tarafından gerçekleştirilen ve 2017 yılında yapılan 2.000 kişilik gençlik araştırmasının bire bir aynı olan bu araştırma, gençlerin büyük bir çoğunluğunun Türkiye’de yaşamaktan memnun olduğunu gösteriyor. Ancak, birçok alanda olduğu gibi, bu alanda da gençlerin ilk değerlendirmelerini olduğu gibi kabul etmemek ve bu değerlendirmeyi aşama aşama ele almak gerekiyor.

Gençlere bu alanda bir soru yöneltildiği zaman, gençlerin yüzde 82’si Türkiye’de yaşamaktan memnun olduğunu belirtiyor. Bu oran yedi sene öncesine göre yedi puan artmış durumda. Ancak, memnun olduğunu belirten bu gençlerin değerlendirmelerine daha yakından baktığımızda, ülkede yaşamaktan çok memnun olan gençlerin oranının yüzde 19’dan yüzde 4’e düştüğünü ve memnun olan gençlerin oranının ise yüzde 56’dan yüzde 78’e yükseldiğini görüyoruz.

Bu niteliksel dönüşümün dışında, ülkede kimlerin yaşamaktan daha memnun olduğuna baktığımızda, erkeklerden ziyade genç kadınların ve 20 – 24 yaş grubundan çok 15  – 19 yaş grubunun Türkiye’de yaşamaktan memnun olduğunu tespit ediyoruz. Gençler arasında bu memnuniyet oranının en düşük gözlendiği kitle hem okuyan hem de çalışan gençler.

15 – 24 yaş grubu gençlerin ülkedeki yaşamdan duydukları memnuniyeti karşılaştırmalı bir boyutta değerlendirdiğimizde, gençlerin ülkeye bakışı çok daha net bir görüntüye ulaşıyor.

Türkiye’deki yaşam koşullarını Avrupa, ABD ve Orta Doğu ülkeleri ile kıyaslayan gençler arasında Türkiye’deki hayat koşullarının bu ülkelerden daha iyi olduğuna inananların oranı yedi sene öncesine benzer bir düzeyde bulunuyor. Bu gençlerin yüzde 46’sı Türkiye’nin Avrupa’dan, yüzde 41’i ABD ve Orta Doğu’dan daha iyi bir hayat kalitesine sahip olduğunu düşünüyor.

Buna karşın, gençlerin yüzde 38’i Türkiye’nin ABD’ye, yüzde 36’sı Avrupa’ya ve yüzde 12’si de Orta Doğu’ya kıyasla daha kötü koşullara sahip olduğunu düşünüyor. Bu oranlar, yedi sene öncesine kıyasla önemli ölçüde artmış durumda.

Bu rakamların açıkça gösterdiği gibi, önemli bir gençlik kitlesinin Türkiye’deki hayat koşullarına yönelik güveni sarsılmış durumda bulunuyor.

 

Yurtdışında Göçmen Olmak

Türkiye’deki yaşam koşulları ve geleceğe dair kaygıların bir sonucu olarak, ülkemizdeki gençlerin yüzde 30’u yurtdışında yaşamak istiyor.

Yurtdışında yaşamayı düşünen gençler hakkındaki farklı oranları ve yurtdışına eğitim veya çalışma amaçlı giden ya da gitmeyi arzu eden gençlerin hayat hikâyelerini son yıllarda sıklıkla duyuyoruz.  Gençlerin üçte birinin geleceğini yurtdışında kurmak istemesi herhangi bir ülke için çok önemli bir oran.

Ülkemizden gitmeyi düşünen gençlerin profiline baktığımızda, bunların ağırlıklı olarak erkeklerden ve 20 – 24 yaş grubundaki gençlerden oluştuğunu görüyoruz. Özellikle hem okuyan hem de çalışan gençler ile orta alt ve alt sosyo-ekonomik sınıf mensupları bu alanda öne çıkıyor. Üst sosyo-ekonomik sınıfa mensup her dört gençten biri de yurtdışına gitmek istiyor.

Gençlerin yurtdışına gitme isteğinin en önemli nedenleri, para kazanmak ve yurtdışında eğitim almak. Üst ve orta üst sosyo-ekonomik sınıfa mensup gençler eğitim amacıyla yurtdışına gitmek isterken, orta alt ve alt sosyo-ekonomik sınıf mensubu gençler çalışmak ve para kazanmak için yurtdışında yaşamayı önemli bir seçenek olarak değerlendiriyor.

Yurtdışında bir hayat kurmak isteyen gençlerin gönlündeki ülke Almanya. Bu ülkeyi benzer oranlarla ABD ve İngiltere takip ediyor.

Gençler farklı motivasyonlarla yurtdışında yeni bir yaşama başlamayı arzu ediyorlar. Ancak, yurtdışında göçmen olacaklarını bilmek onları tedirgin ediyor. Çeşitli nedenlerle yurtdışına gitmek isteyen gençlerin yaklaşık yarısı, göçmen olacağı düşüncesinden dolayı tedirginlik hissediyor.

Göçmen olmaktan en çok çekinenler üst ve orta üst sosyo-ekonomik sınıf mensubu gençlerken, en az kaygı duyanlar da orta alt ve alt sınıf mensubu gençler. Bu gençler adeta “daha fazla kaybedecek neyimiz var” ruh haliyle yeni bir başlangıca daha sıcak bakıyorlar.

Gençlerin yurtdışında göçmen olmaktan korkmalarının en önemli nedenleri arasında, Batı toplumlarında göçmenlere yönelik hoşgörünün uzun yıllardır azalması ve göçmenlere yönelik şiddet olaylarının yaygınlaşması yer alıyor. Ayrıca, yükselen aşırı sağ siyaset ve bu görüşü benimseyen partilerin göçmen karşıtı politikaları da gençleri tedirgin ediyor.

 

Türkiye’de Göçmen Olmak

Türkiye’de gençlerin yurtdışına gitme eğilimlerini yavaşlatan en önemli faktörlerden biri şüphesiz göçmen olma endişesi. Bu endişe, büyük ölçüde Türkiye’deki göçmenlere ve mültecilere yönelik bakış açısından da besleniyor.

Genel olarak Türkiye’de toplumun mültecilerden ve göçmenlerden hoşnut olmadığı, mülteci karşıtlığının son derece yaygın olduğu bir sır değil.

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunları ele alan araştırmalarda, mülteciler ve göçmenler genellikle ilk dört sorun arasında yer alıyor.

Türkiye’nin genç nüfusu da genel toplum eğilimlerine benzer şekilde mültecilere ve göçmenlere olumsuz bakıyor ve onları bu topraklarda istemiyor. Gençler arasında mülteci karşıtlığı son derece yaygın.

Örneğin, gençlerin üçte ikisi, Türkiye’nin hiçbir koşulda Suriyeli mülteci ve göçmen kabul etmemesi gerektiğine inanıyor. Bu oran yedi yıl önce her on gençten dördüyle sınırlıydı.

Benzer şekilde, yedi yıl önce gençlerin beşte biri Suriyelilerin ülkemize kabul edilmesi ve eşit vatandaşlık hakkı tanınması gerektiğini düşünüyordu. Bugün ise bu oran yalnızca yüzde 2’ye düşmüş durumda.

Bundan yedi sene önce gençlerin yüzde 43’ü işe alımlarda göçmenler yerine kendi vatandaşlarımızın işe alınmasını desteklerken, bugün bu oran yüzde 70’e ulaştı.

Gençler arasındaki mülteci ve göçmen karşıtlığı, kendini en belirgin şekilde yükselen milliyetçi ideolojide gösteriyor.

Bugün gençler arasında en yaygın dört siyasi kimlik sırasıyla milliyetçilik, Atatürkçülük, muhafazakârlık ve İslamcılık.

Bu kimlikler arasında Atatürkçülük eski gücünü korurken, milliyetçilik ve muhafazakârlık yükselen ideolojiler arasında yer alıyor. İslamcılık önceki yıllardaki kadar popüler değil.

Bugün gençlerin yüzde 34’ü kendini milliyetçi ve yüzde 33’ü de Atatürkçü olarak tanımlıyor.

 

Ülkenin Yarınları İçin

Gençler arasında yaygın olan yurtdışına gitme arzusu şüphesiz bu ülkenin yarınları adına ciddi sorunlara işaret ediyor.

Gençlerin ülkeleriyle kurdukları aidiyet bağlarının zayıflaması özellikle ülkemizin geleceğini inşa eden gençler arasında eğitimli ve nitelikli nüfusun yurtdışına yönelmesi ve kaybedilmesi anlamına geliyor.

Yoksullaşma sadece ekonomik bir gerçeklik değil; genç nüfusun ülke dışına yönelmesi de aslında karşı karşıya olduğumuz başka tür bir yoksullaşmayı gösteriyor.

Ülke içindeki genç nüfusun yurtdışına yönelmesi özellikle bizim gibi yaşlanan bir ülkede yaş dağılımının daha da dengesizleşmesine ve uzun dönemde her sektörde iş gücü kaybına neden olacaktır. Bu durum çalışan nüfusun azalmasına ve beraberinde her türden işgücündeki nitelik kaybına yol açabilir.

Ülkenin yetenek havuzundaki kayıplar toplumun sosyolojik anlamda kendini yeniden üretmesinin önündeki en büyük engellerden biri olacaktır. Üstelik bu kayıplar sosyo-ekonomik eşitsizlikleri derinleştirebilir ve yeni sosyal sorunlara neden olabilir.

Gençlerin ülke içinde kalmasını sağlayacak ortamın en kısa sürede yaratılması ülkemizin refahı ve istikrarı için bir zorunluluk haline gelmiştir. Gençlerin bu konudaki talepleri de son derece net. Önemli olan, bu taleplere kulak vererek uygun toplumsal koşulları yaratmaktır.

***

(1) Annie E. Casey Foundation. 2023. What Does Statistics Say About Gen Z? https://www.aecf.org/blog/generation-z-statistics

(2) Karahasan, Fatoş. 2024. Türkiye’de Genç Olmak: 2017 – 2024 Sia Insight Türkiye Gençlik Araştırması. İstanbul: CEO Plus.

 

  03 Mart 2025’te yayınlanmıştır.

Share This