Yakın geçmişe kadar eğitim, toplumsal zihnimizde statü kazanmanın, sınıf atlamanın en önemli araçlarından biri olarak kodlanmıştı. İşte tam da bu nedenle aileler eğitim konusuna özel bir önem verir ve çocuklarının okumasını, hatta kendi eğitim seviyelerini geride bırakmalarını arzu ederlerdi. Hiç kuşku yok ki, bu arzunun arkasında, toplumdaki düşük eğitim seviyesi önemli bir rol oynuyordu.

Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’deki ortalama eğitim süresi uzadı. Üniversite mezunlarının toplam nüfus içindeki oranı yükseldi. Bu nedenlerin yanı sıra, toplumda “başarı” ölçütlerinin değişmesi ile birlikte, eğitim, toplumsal hareketlilikteki etkisini kaybetmeye başladı.

Tüm bu değişimlere karşın, günümüzde eğitim konusu ile gençlerin mensubu olduğu toplumsal sınıf arasında yakın bir ilişki bulunuyor.

2.000 Türkiyeli genç ile yakın zamanda gerçekleştirdiğimiz ve Fatoş Karahasan tarafından kitaplaştırılan Türkiye’de Genç Olmak Araştırması’nda da bu yakın ilişkiyi net bir şekilde görüyoruz.

Bugün Türkiye’nin orta üst ve üst sosyo-ekonomik sınıf mensubu hanelerden gelen 15-24 yaş grubu gençlerin yüzde 64’ü üniversite mezunu ya da üniversite öğrencisi iken, bu oran orta ve orta alt sınıf mensubu aynı yaş grubu gençler arasında yüzde 24’e kadar düşüyor. Bu sosyo-ekonomik sınıfa mensup gençlerin büyük bir çoğunluğu lise öğrencisi ya da lise mezunu.

Üstelik, ne okuyan ne çalışan gençlerin oranı sosyo-ekonomik sınıf yükseldikçe net bir şekilde düşüyor. Ev gençlerinin çoğunluğu orta ve özellikle orta alt sınıf hanelerden geliyor (ortalamada yüzde 24; üst sınıflarda yüzde 15 ve alt sınıflarda yüzde 31).

Genel olarak gençler aldıkları lise ve özellikle üniversite eğitiminden son derece memnun görünüyorlar. Üst sosyo-ekonomik sınıf mensubu liseli gençlerin memnuniyet düzeyi, orta ve orta alt sınıf mensubu gençlerden daha yüksek görünüyor. Üst sosyo-ekonomik sınıf gençler arasında eğitimlerinden çok memnun olanların oranı yüzde 20 iken, alt sosyo-ekonomik sınıfta bu oran yüzde 10. Ancak konu okullarda ve özellikle üniversitede aldıkları eğitim kalitesine geldiğinde gençlerin genel memnuniyet düzeyi bir anda düşüyor ve bu memnuniyetsizlik özellikle alt sınıf mensubu gençler arasında daha bariz bir hale geliyor (üst sosyo-ekonomik sınıfta yüzde 50 ve orta ve orta alt sınıfta yüzde 30). İşin esası, gençlerin eğitim sisteminin ve özellikle üniversite dünyasının parçası olmaktan memnun görünüyor. Ancak mesele eğitim kalitesine geldiğinde tüm algılar bir anda alt üst oluyor.

Gençleri mensubu oldukları sosyo-ekonomik sınıflardan bağımsız olarak bir araya getiren konu eğitim sisteminden beklentilerinde odaklanıyor.

Kaliteli ve teorinin yanı sıra pratiğe yer veren bir eğitim anlayışı, toplumda prestiji olarak görülen mesleklere kapı açacak donanımı kazandıracak bir sistem ve eğitimde eşitlik ilkesinin benimsenmesi ülkemizdeki gençlerin en önemli üç beklentisi olarak karşımıza çıkıyor.

 

13 Aralık 2024’te yayınlanmıştır.

Share This